Kolaylaştırın, zorlaştırmayın!

Geçenlerde önüme çıkan bir videoda anlatan kişi 2 farklı öğretmen tavrından bahsediyordu. Çok etkiledi beni anlattıkları. İki farklı öğretmeni ve kendisine olan tavırları öyle zıtmış ki, biri çok sert, kırıcı diğeri son derece yumuşak ve şefkatli. Ve bu ikisinin hayatında oynadığı rolü ve yumuşak öğretmenin kendi eğitimi ve ilerideki kariyeri üzerindeki olumlu etkileri. Öğretmen olmuş sonucunda ve Türkiye’de en çok satan kitapların yazarı. Şu sözlerle bağladı konuyu. ‘Kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin’ Bu bir hadismiş aynı zamanda.

Kıssadan hisse diyerek düşünmeye başladım. Hayatımda neleri zorlaştırıyorum, neler kendiliğinden kolaylıkla oluyor?

Ya da iş hayatında neleri kendimize zorlaştırıyoruz, hangi konularda kolaylık sağlıyoruz?

İŞ HAYATINDA NELERİ ZORLAŞTIRIYORUZ?

Bazen ekip olmak çok zor. Bu genelde liderlerin tavrı ve duruşu ile ilgili de olabiliyor. Ekiplerle ilgili daha fazla bilgi için ‘Ekiplerin 5 temel aksaklığı’ kitabını mutlaka okumanızı öneririm.

Bazen müşteriyi elde tutmak çok zor. Şirketlerde eğilim genelde yeni müşteri bulma yönünde. Halbuki 1 potansiyel müşteriyi müşteriniz yapmak için ne kadar para harcıyorsunuz, hiç ölçtünüz mü? Bu kişi en az 2 kez sizden alışveriş yaparsa o kişi sizin müşteriniz oluyor. Bütün bunlar varken sürekli yeni müşteri aramak, üstelik de pazarlama yapmadan bunu yapmaya çalışmak işinizi zorlaştırıyor olabilir.

Bazen satış yapmak çok zor. Satış karşımızdaki kişinin satın almasına yardımcı olmaktan öte bir şey değil. Bu konuyu aşırı satış yapmaya çalışmak zorlaştırıyor olabilir. Örneğin, ısrarcı satışçılar, plansız ziyaretler, satış sorumluluğunun yokluğu, eğitim almak eğitimde öğrendiklerini uygulamamak ve satış hedeflerinin eksikliği satış yapmanızı zorlaştırır.

Bazen müşterinin satın alması çok zor. Pazarlamanın en önemli kuralı ‘convenience’ yani kolaylık yaratmaktır. Yani, müşteri sizden alışveriş yapmak için çok fazla çaba sarf etmemeli. E ticaret siteniz buna göre olmalı, dükkanınızın girişi buna göre tasarlanmalı, sözleşmeleriniz anlaşılmaz, yokuş yapan olmamalı, teklif süreciniz uzun olmamalı, web sitenizde gezinmek azap vermemeli, vb. Yani şimdilerin havalı deyimi ile user experience, customer journey kolay olmalı, kolay tasarlanmalı.

Bazen bir çalışan ile yolları ayırmak çok zor. Bu konu uzun ve derin bir konu. Bununla birlikte eğer bir kişi işletmenize uygun değilse, siz gereken eğitim, destek, geribildirim, uyarıları verdiyseniz o kişi ile hızla yolları ayırmak en doğrusu. Çoğu zaman iş sahiplerinin vicdanları ile muhasebelerinde gerçeği görmelerine rağmen bir türlü iş çıkışı yapamadıklarını görüyorum. Bu şekilde aslında o çalışanın da işini zorlaştırıyorlar. İnsan sevmediği bir ortamda durmamalı, belki yeni ve daha kendine uygun bir işe geçebilecekken sürüncemede kalan bir karar her iki tarafa da zarar veriyor. Doğru iletişim ile bu konu yönetilebilir. Aksi her iki tarafın da işini zorlaştırıyor olabilir.

Bazen yeni birini işe almak çok zor. İşten çıkarma gibi işe alımda da zorlanıldığını gözlemliyorum. Burada temel konu vizyon ve bu vizyona işletmeyi götürecek doğru organizasyonu kâğıt üzerinde oluşturmak. Bu yapılmayıp gel geç taktiklerle işe alım yapılması söz konusu olduğunda iş zorlaşıyor. Çünkü amaç ne, hangi pozisyon, hangi yetkinlik, hangi değerler, nasıl biri sorularının cevapları yok. Böyle olduğunda işe alım hızla yapılan -ki yavaş yapılması gereken, ince düşünülmesi bir süreçtir- bir konu haline geliyor ve iş sahibinin gözünde büyüyor. En sonunda artık tanıdık biri yok mu diye başlayan sorularla iş hızlandırılmaya çalışıyor, ki bu da en önemli hatalardan biri oluyor. Sonra gelsin uygun olmayan davranışlar, verimsizlik, iş sahibinin memnuniyetsizliği, iş sahibinin daha çok çalışması. İşe alım süreci oluşturulmadığı için işe alımı zorlaştırdığımızın göstergesi.

Bazen iletişim çok zor. İletişim aldığımız cevaplardır. Karşı tarafın önceliklerini yok sayarak kendi söyleyeceklerimize odaklanmak işimizi zorlaştırıyor. Sonuca varamıyoruz. Egomuz sebebimize galip geliyor. Halbuki kolaylaştırmak aslında daha kolay.

Gördüğünüz gibi aslında kişi kendinin kurdudur. Biz amacımızı net belirlemediğimiz zaman yolda kaybolabiliyoruz. İşte tam da bu sebeple bir işletme koçu ile çalışmalısınız.

Hepinize sizi mutlu eden, işinizi kolaylaştıran, karlı çalışmalar dilerim.

“Yaptığın işi sev, sevdiğin işi yap. Bu sayede mutlu olursun, mutlu olduğun yerde de başarı kaçınılmazdır.”

Ayşegül Tozkoparan
İşletme Koçu

Workshop

6 Adımda
Tıkır Tıkır İşleyen İşletmeler

Benzer İçerikler