Şirketiniz Zinde mi Obez mi?
Diyetisyenler, endokrinologlar. En çok belki de onlar kullanıyorlar zinde (fit) ve obez kelimelerini.
Türkiye’de 2010 verilerine göre obezite oranı %30. Amerika’da ise 2021 rakamlarına göre obezite oranı %40’ın üzerinde imiş. Gerçekten dünyaca ciddi olarak kiloluyuz diyebiliriz. Ve bu her geçen gün artıyor, ülkelerin kronik sorunu haline geldi bile.
Peki Türkiye’de obez şirketlerin tüm şirketlere oranı nedir hiç düşündünüz mü?
Ülkedeki toplam şirket sayısı 3,5 milyon civarında. Eğer insan sağlığındaki gibi %30’larda olsa idi ülkemizde 1 milyonun üzerinde obez şirketin varlığından bahsedecektik. Ama tam rakamı bilemiyoruz.
Obez şirket nedir?
Peki nedir bu obez şirket? Tanım bana ait, daha önce kimsenin bundan bahsettiğini duymadım. Varsa kendileri ile bu konuda sohbet etmek isterim.
Bir insanın obez olması vücut kitle indeksinin 30’un üzerinde olması demek.
Bir formülü var.
Vücut Kitle İndeksi = kilonuzun, boy değerinizin karesine bölünmesiyle (kg/m²) bulunuyor.
18,5 kg / m²’nin altında olanlar |
= Zayıf |
18.5-24,9 kg / m² arasında olanlar |
= Normal Kilolu |
25-29,9 kg / m² arasında olanlar |
= Fazla kilolu |
30-39,9 kg / m² arasında olanlar |
= Obez (şişman) |
40 kg / m²’nin üzerinde olanlar |
= Morbid obez |
50 kg / m²’nin üzerinde olanlar |
= Süper obez |
Bunu şirketlere evirirsek nasıl bir formül ile işin içinden çıkarız diye düşündüm:
Çalışan sayısı / karlılık oranınız? Ya da cironuz/çalışan sayınız?
Bu veya bunun gibi pek çok formül oluşturulabilir. Belki bir indexleme bile yapılabilir. Şirketlere mesela kitle indeksi x rakamı üzerindekilerin daha fazla çalışan alması yasaklanabilir.
Ya da çalışan sayısı ürettiği cironun çok altında kalanlar örnek şirket gösterilebilir, daha fazla teşvikten faydalandırılabilir. Bir nevi şirket başarı puanı gibi bir puanlama sistemi yaratılabilir ve kaynaklar bu şirketlere daha fazla dağıtılabilir.
Tezim şu aslında; çalışan sayısı ürettiği ciroyu kaldırmayacak şirketler obez şirketlerdir.
Ya da tam tersi bir bakış açısı ile yarattığı değer, çalışan sayısının çok çok üzerinde ise bu şirketler zinde şirketlerdir.
Obez Şirketleşme Nasıl Oluyor?
Şirketlerin obezleşmesi aslında çok bildiğimiz şekilde meydana geliyor.
Bir şirket kurdunuz, işler yolunda gidiyor, işin sahibi müşteri geldikçe satış oldukça eleman almaya başlıyor. Eleman alıyor, iş büyüyor, daha da eleman alıyor. Düzenli pazarlama da yapmadığı için, düzenli bir nakit akışı sistemini kuramıyor. Olan müşterinin siparişleri ile devam ediyor.
Sonra satış kesildiğinde ya da müşteri alımları durdurduğunda sabit maliyetleri ( maaş, kira, vb ) ödeme sorunları baş gösteriyor. Eğer tahsilat sorunu da varsa, öz sermaye de sağlam değilse krediye başvurma dönemi başlıyor. Finansal disiplin tam olmadığında işler daha da sarpa sarıyor. Ve ödeme sıkıntıları, elemanların maaşlarında aksama, vb şeklinde süreç devam ediyor.
2020’nin Mart ayına dönelim, iş yerleri pandemiden dolayı kapandığında ne olmuştu?
Herkes kara kara elemanların maaşlarını nasıl ödeyeceğini düşünmüştü. Kısa süreli çalışma ödeneğine başvurmalar, vb şeklinde bir düzenleme yapılmaya çalışıldı, ancak tabi ki süreç uzun sürdüğü için çoğu işletme sorun yaşadı, işletmelerin bir kısmı maalesef kapandı.
Sorun Daha Fazla Eleman mı, Sistem Kurmamak mı?
Sonuç itibarı ile işletme yönetimi aslında hep birbirine bağlı dişlilerden oluşuyor. Siz işler büyüdükçe eleman alımına gittiğinizde eğer gerçekten üretim/verim odaklı ya da çalışana bağlı olmayan, sistematik bir düzen yaratmazsanız, daha fazla eleman, bir yerden sonra daha kötü verimlilik, para ve zaman kaybına yol açıyor.
İşin kötüsü, bunu işler iyi iken göremezsiniz, işler kötü iken bu konu tüm ağırlığı ile işletmeyi vurur. Ve siz konuyu yüzeyden bakarak eleman açısından görüp, hızla bu elemanları nasıl işten çıkarırım noktasından görürsünüz. Halbuki sorun çok daha derindedir.
İşler İyi İken Stratejik Düşünebilmek
İşin püf noktası, işletmede işler iyi iken bazı şeyleri iyileştirme imkanını sorgulama cüretinden geçiyor. Bu da aslında işletmede süreli iyileştirme – Kaizen felsefesinin benimsenmiş olduğunu gösteriyor.
Bu noktada şirket analizleri, SWOT çalışmaları, stratejik çalışmalar, planlama çalışmaları şirketlere orta ve uzun vadeli görüş açısı sağlıyor ve bir sonraki adımlarını daha akıllıca atmalarına destek oluyor.
Bu ve bunun gibi pek çok çalışma işletmelere gereksiz gelmediğinde Türkiye’de daha çok işletme hayatına zinde bir şekilde devam edebilecek ve hatta çok daha fazla dünya markası bu topraklardan çıkabilecek.
Hepinize sizi mutlu eden, karlı çalışmalar dilerim.
Ayşegül Tozkoparan
ActionCOACH Partner
İşletme koçu