
Şirketinizin Ödemini Atın
Malum yaz ayındayız. Denizlerde boy gösterirken iyi görünmek çok önemli. 😊
Kilo vermek benim hayatımda hep bir konu olduğu için bu yazımın konusunu ödem atmak üzerine belirledim.
Vücutta su tutulması yani ödem, dolaşım sistemi dahilinde vücudunuzda dolaşan sıvıların damar dışına çıkması ile, cilt ya da doku aralarındaki boşluk alanlarda birikmesine denilmektedir. Ödem atmak da bilindiği üzere fazla biriken suyu vücuttan uzaklaştırmak demektir. Bazen arkadaş arasında o fazla kilo değil, ödem diyoruz 😊. O halde ödemi vücuttan atılması gereken fazlalık gibi düşünebiliriz.
Peki vücutta fazla su neden birikir? Bir Ayşegül Çoruhlu değilim ama bazı kulaktan dolma bilgilere sahibim. Genelde çok tuzlu ve sodyumdan zengin beslenilirse vücutta ödem olur gibi hurafeler mevcuttur. Bu konuda Canan Karatay’ın fanatiklerinden olduğumu belirtmeliyim. Tuzun sağlıklısı (kaya tuzu) aslında vücut için esansiyel mineralleri de içerdiği için hayatidir.
Kıssadan hisse şirketlerdeki ödem ile ilgili de bazı hurafeler olduğunu söyleyerek devam edeyim. Öncelikle şirketlerdeki ödem nasıl ve neden oluşur biraz konuşalım.
Ödeme fazla olan ile ilgili diye bakarsak pek çok konuda şirketin ödemi olabileceğini söyleyebiliriz.
1. Eleman fazlası 2. Gereksiz harcamalar 3. Zamanı verimsiz kullanmak 4. Kötü müşterileri şirkette korumak
Gibi pek çok konu şirketin ödemini artırabilir.
Ben bu yazıda eleman fazlası konusuna odaklanmak istiyorum.
Eleman fazlası nasıl oluşur?
Şirketler operasyona başladıktan sonra müşteri artışına / talebe yetişememe sebebi ya da mevcut iş süreçlerini doğru adımlar ile kurgulayamadıkları için eleman fazlasına gidebilirler.
Bir şirkette eleman fazlası olup olmadığını nasıl anlarız?
Çok genel olarak şirketin 1 yılda ürettiği ciro ve karı kaç kişi ile ürettiği, yani eleman başı ciro ya da kar değerleri sektör ortalamaları altında ise o şirketin fazla eleman ile çalıştığını söyleyebiliriz. Şirket özelinde sermaye, yatırım, yaratılan istihdam, katma değer, ciro, kar bazında da bu rakamlara bakarak şirketin verimsiz olup olmadığını yani adam başı üretilen katma değere bakmak gereklidir.
Ya da aynı şekilde örneğin satış ekibi bazında ödem var mı yok mu diye bakalım. Yine oluşturulan cironun satış ekibi sayısına bölünmesi ve toplam satış maliyetlerinin satış ekibine bölünerek satışın kişi başı hangi maliyete katlanarak üretildiği ve satış verimliliği konusunu da bulabiliriz.

Bu rakamları bulmanın kime ne faydası var demeyin. Eğer ölçerek yönetmiyorsanız, bilin ki sadece günü kurtarıyorsunuz, hatta onu da ölçmediğiniz için kurtaramıyorsunuz. Ölçmenin en önemli avantajı başladığınız yeri bilmeniz ve bir varış noktası belirleyebilmenizdir.
Farz edelim eleman başı ciro yıllık 100.000 TL çıktı. Kişi başı maliyet de 50.000 TL. Eğer hatırından fazla eleman almış iseniz bu rakamların arası daha yakın olacaktır, örneğin 100’e 70 gibi. Yani maliyet ciroya daha yakın olacaktır.
Bunun tek sebebi fazla ekip sayısı da olmayabilir. Organizasyon yapısını tam olarak oluşturamamış olabilirsiniz, organizasyonu işin akışına göre değil satışın debisine göre oluşturmuş olabilirsiniz. Bunu ayırt etmeniz ancak ve ancak ölçerek varabileceğiniz bir çıktıdır.
Önünüzde ödemi ilaçlarla geçici (palyatif) bir şekilde atmak, daha fazla düzenli egzersiz ile ödemi atma ya da ödemin kök sebebini bulma gibi alternatifler olabilir. Benim her zaman tavsiyem kök sebebi bulma ve buna yönelik adımları atma yönündedir.
Bu anlattıklarım size tanıdık geliyorsa, şimdi bir işletme koçu ile iletişime geçmenizde fayda olacaktır.
Hepinize ödemsiz, mutlu ve karlı işletmeler dilerim.