
Şirketinizin tansiyonu elinizde!
Yazları genelde Bodrum’daki evdeyiz. Annem de bu yaz bizimle. 79 yaşında ve ileri Alzheimer. Dün burada aşırı nemli bir hava vardı. Annem biraz susuz kaldığı için tansiyonu düşmüş, fenalaştı. Çok şükür şu an iyi.
Kıssadan hisse şirketlerin tansiyonu neden düşer, neden çıkar konusunda yazma ilhamı verdi bana bu yaşadığımız.
Şirket tansiyonu nedir?
Biraz medikal bilgi…Tansiyon atardamarların içindeki kan basıncıdır. Bu basınç sayesinde dokuların yeterli miktarda kanlanması ve yaşamsal fonksiyonlarını sürdürülmesi sağlanmaktadır. İdeal tansiyon kişiden kişiye değişebilir.
Kalp durmadan çalışarak, vücut için gerekli olan temiz kanı, doku ve organlara gönderir; oksijen seviyesi azalan kirli kanı geri toplayarak da tüm vücudun beslenmesini sağlar. Kalp kasının sürekli olarak kasılıp gevşemesiyle gerçekleşen bu durum, dolaşım sistemi aracılığıyla gerçekleştirilir. Kalp her kasıldığında, kapakçıklar açılarak kan, atardamarlara ve buradan da çatallanarak tüm damarlara gönderilir. Bu sırada kan damarlarında basınç oluşur.
Şirket tansiyonu da böyle. Kalp dediğimiz şirketin operasyonu, ürün / hizmet üretimi, yani şirketin yaptığı iş ve süreçleri. Damarlar iletişim ağı. Basınç da şirketin verimliliği.
Şirket tansiyonu yüksek ise içerdeki basıncın yüksekliğinden bahsedebiliriz. Yani şirket olarak daha hızlı ve daha yüksek debide çalışmak. Dilerseniz bunu örnekleyelim. Bazı şirketlerin çok büyük ve az sayıda müşterisi var. Yani bazı büyük şirketlerin üretim ve servis tedarikçisi gibi çalışıyorlar. Bu tip şirketler sırf o büyük müşterilerden gelen talepleri karşılamak adına verimsiz ama yüksek basınçta çalışıyor olabilir. Bu ekibe nasıl yansır? Gece mesaileri, gündüz genelde yürüyen işlerle ilgili sorunların çözümü sebebi ile mevcut operasyonda kesintiler gibi.
Yüksek tansiyon çok fazla talep olup, yeterli vizyon, kültür, organizasyonel sistemlerin kurulmamış olması ile de örneklenebilir. Hal böyle olduğunda şirkette ciddi bir yönsüzlük hali, her günün ciddi kaos halinde geçmesi deneyimlenebilir.
Peki tam tersi nasıl oluyor? Şirketlerde düşük tansiyon genelde pazarlamanın olmaması ya da çok sınırlı yapılması sebebi ile, şirket içinde yeterli iş üretilememesi sebepli olabiliyor. Bu durum eğer şirketin sabit giderleri yüksek ise ciddi zararlarla devam ediyor. Zararlardan dolayı şirket pazarlamaya masraf gözüyle bakarak pazarlama yapmaktan daha da çok kaçıyor ve bu sarmaldan kurtuluş yeni bir bakış açısı ya da yönetim tarzı yok ise bu şekilde devam ediyor.
Türkiye’de çoğu KOBİ, bugün bu durumda aslında. Düşük tansiyon ile 5’ten şaşma 6’yı aşma felsefesi ile günü kurtarmaya, Allah bereket versin demeye devam ediyor. Allah bereket versin şahane bir söz. Paranın miktarından çok bereketine yürekten inanırım. Bununla birlikte bu ‘kanaatkarlık’ yavaş yavaş âtıl bir konfor alanı yaratıyor diye de düşünüyorum. Yani bu bereket kelimesine sığınarak şirket için gerekli adımları atmamak ile düşük tansiyonda şirketi devam ettirmeye karşı olduğumu belirtmeliyim. Konfor alanından çıkış evet biraz cesaret gerektirmekle birlikte, esas emek gerektiriyor. Yeni şeyleri öğrenmek, şirkete ne katabilirim gözü ile yola devamı gerektiriyor. Ve bu daha zorlu bir yol konfor alanında kalmaya göre.
Düşük tansiyon halsizlik, bayılma, yüksek tansiyon nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, damarlarda hasarlara sebep oluyor. Tıpta yüksek tansiyona göre nedense düşük tansiyon daha kabul edilir gibi ifade ediliyor. Yukarıdaki bu Allah bereket versin de bana göre biraz benzer bir zihniyet ve tutum sebepli olabilir. Yani azı karar, çoğu zarar gibi bir zihniyet.
Peki sizce hangisi doğru?
- Bir şirket sürekli düşük tansiyonda çalışırsa ne olur?
- Bir şirket sürekli yüksek tansiyonda çalışırsa ne olur?
- Sizin şirketiniz hangisine daha çok uyuyor?
Bütün bunlar ışığında ne düşük ne de yüksek tansiyonda olmak şirketler için sağlıklı diyebiliriz.
İdeal tansiyon her şirket için de farklıdır ve bu tansiyonu optimum seviyeye getirmek için bugün bir işletme koçu ile şirketinizdeki fırsatları konuşmanız mümkün.
Hepinize ideal tansiyonlu, mutlu ve karlı çalışmalar dilerim.